Categories: Time lapse

Fotoğrafın Başına Gelenler “Kamburlar”​

Fotoğraf henüz icat edilmemişti.

Sonra biri çıktı ve ilk fotoğraflar kötü kalitede de olsa resmin ürettiği gerçekliğin -tartışılır- yerini almaya başladı. Sonra ne mi oldu?

Korku!

Ressamlar “gerçekle” böylesine yüklü fotoğrafın karşında korktular ve bir çoğu resim çizmeyi bırakıp, kimyasal gerçekliğin peşine düştüler. Karanlığın en kara noktasında aydınlığa ulaşmaya çalıştılar.

Tüm ressamlar resim yapmayı bırakmadı elbette. Gerçekliği elinden çalınan ve fotoğrafın kimyasal dünyasını reddedenler alternatif gerçekliklerin, kendi iç dünyalarının peşine düştüler. Böylece yeni şeyler görmeye, yeni fikirler duymaya başladık. Ve bu çok heyecan vericiydi. Fotoğrafın, resme böyle bir etkisi oldu.

Bu esnada fotoğraf yoluna hızla devam ediyordu. Sanat olup olmadığı tartışılmayan resmin karşısında, sanat olduğunu ispat mücadelesine girdi fotoğraf. Çok uzun yıllardır değişmeyen sanat ve kapsadıkları değişmeye başladı fotoğrafla beraber. Ve bu mücadeleyi kazandı. Bu öyle bir mücadeleydi ki, takipçisi sanat dallarının (video, sinema vb) kabul edilmesini de kolaylaştırdı.

Fotoğraf yoluna devam ediyordu ve sırtında büyük bir de kamburu vardı. Bu kamburun adı “teknolojiydi”. Teknoloji, en başlarda çok kolaylaştırdı fotoğrafın işini. Fotoğrafçılar karanlık odalardan çıkmaya, fotoğraflarını ev ortamında kahvelerini yudumlayarak düzenlemeye başladılar. Ellerdeki hipo kokusunun yerini aldı başka başka kokular. Gün geçtikçe teknolojinin getirdiği o Akdeniz akşamı havası dağıldı, kara bulutlar belirmeye başladı ufukta. Hayatımıza hızla giren cep telefonlarının artık bir de kamerası vardı. İlk kameralı telefonlar bir tehdit olmayacak kadar kötü görüntüler üretiyordu (0.2 – 0.3 MP) ve 2000’li yıllardı. Ama teknoloji o kadar hızlıydı ki, göz açıp kapayana kadar her yanımızı sardı ve artık telefonsuz bir hayat düşünemiyoruz. Teknoloji, telefon kavramını kökten değiştirdi. Ses ile iletişim kavramı, ses, görüntü, metin iletişimine döndü. Ses ile ilgili geliştirmeler sınırlı kalsa da görüntü konusunda inanılmaz ilerlemeler sağlandı. Öyle ki, artık pek çok prodüksiyon firması yanlarında çantalar dolusu ekipman taşımak yerine bir gimball (titreşim önleyici alet) ve bir iphone ile çekime gider oldular. Hatta çoğu kez gimball bile gerekmez oldu. Gelişen ve küçülen teknoloji, giyilebilir titreşim önleme sistemlerinin yerini aldı. Lens ve sensorlar de gelişti, 0.2 MP’lerden 100 MP’lere hızla geldik. Çoğu DSLR kamera bu çözünürlüğe halen ulaşamıyor ve taşınabilirlik durumları ekipmanlarla birlikte biraz sıkıntılı.

Fotoğraf ilk darbeyi bu şekilde yemiş oldu. Ama daha bitmemişti teknoloji kamburunun büyümesi. Fotoğrafın ayakları, sırtındaki yükten titriyor ama fotoğraf yıkılmıyordu. Cep telefonlarıyla başlayan yeni görsellik algısı ve getirdikleri (efektler vb) herkesi fotoğraf (video da buna dahil) çekebilir hale getirdi. Yukarıda da bahsettiğim gibi iyi bir cep telefonuyla tanıtım filmi, dizi, film, fotoğraf çekilebiliyor artık. Çok az yatırımla pazara yeni oyuncular dahil olmuş oldu. Çok çalışanlı, pahalı ekipmanlı işlerin yerini aldı neredeyse tek kişi ile yapılabilen görselleştirme işleri. DSLR makineler yavaş yavaş kenara atılmaya, yerini iphone’lar almaya başladı. – Fotoğrafın icadı ile başlayan hikayeye ne kadar da çok benziyor- Tabi fotoğraf işi sadece teknik bir iş değildir. Yetenek ve tecrübe olmadan iyi işler üretebilmek elbette çok zor.

“Ve teknoloji tekrar sahneye iner”

AI – Yapay zeka!

Fotoğrafın ayakları, sırtındaki yüke dayanamayacak kadar çok titriyor şu an. AI ile birlikte bir lense ihtiyaç duymadan fotoğraflar üretilebiliyor. Düşük çözünürlüklü fotoğrafların kalitesiyle beraber çözünürlüğü artıyor. Flu alanlar netleştirilebiliyor. Uzun süren düzenleme ve temizleme işleri AI tarafından kolayca yapılabiliyor, fotoğraftaki istenmeyen nesneler kolayla silinebiliyor, maskeleme işleri yine tek bir tık ile halledilebiliyor. Pazara yeni giren oyuncular için bir kaç faydalı araç! Ayrıca bunları herkes yapabiliyor. Tüm bu saydıklarım en çok ticari fotoğraf ve video üzerinde etkili. İşin bir de sanat tarafı var.

Yukarıda saydıklarımın hepsi fotoğraf sanatını da elbet etkiliyor ama sanatı ticari bir alan olarak düşünmediğimden en son bahsetmek istedim. Tüm bu olanlardan fotoğraf sanatı da nasibini aldı ve alıyor. Fakat fotoğraf sanatı, müşteri estetiği gözetmediğinden -gözetenler de var elbet- daha özgür bir yola çoktan çıktı. Ticari fotoğrafçılığın görmediğini çok daha önce gördü ve ona göre önlemlerini aldı. Disiplinler arası çalışmalara girişti, özüne dönerek kimyasal dünyaya tekrar döndü ve karanlığın içinde ışık aradı, tüm bunları yaparken yeni teknolojileri de kullanmayı ihmal etmedi. Fakat fotoğraf sanatı da sırtındaki kamburun farkında. O kamburun adı da sanatsal kürasyon ve küratör. Kabaca sanat ile ilgili ne göreceğimize, nasıl göreceğimize, nerede göreceğimize karar veren kavramlar. Bir tür sihirli el. Kişisel ilişkilerle fazlasıyla içli dışlı. Çok eski zamanlardan beri tartışılan kavramlar aslında. O tartışmaya girmeden artık onların da nur topu gibi bir kamburu olduğunu biliyorum. Onun adı da AI!

AI’ler aslında dijital kürasyon ile birlikte çoktan girdiler hayatımıza. İnternet, sosyal medya reklamları ile bize kürate edilen şeyleri biliyorsunuz “Buna bakan buna da baktı”, “ilginizi çekebilir” gibi cümlelere yabancı değiliz. Kişisel verilerimizi kullanıp bize bir şeyler satmak isteyenler AI küratörler / algoritmalar. Şimdi sanata el atmanın eşiğindeler. Yüzlerce küratörün, fotoğrafçının bilgilerine sahip bir AI düşünün, Bu AI sanatta neleri değiştirebilir, sanatı nasıl sarsabilir?

Sonuç olarak fotoğraf, sanki resmin bedduasını almış gibi. Bir zamanlar resme ettiğinin ceremesini çekiyor sanki. Fotoğrafın icadı resme yapılan bir kötülük gibi görünse de aslında resmin ve resim sanatının kutusundan çıkıp, özgürce nefes almasını sağlamıştır. Günümüzde, güncel bir resim sanatından bahsedebiliyorsak bunda fotoğrafın katkısı büyüktür. Neden aynı şeyleri fotoğraf da yaşamasın, neden kutusundan çıkıp tekrar özgürse nefes alamasın?

Tolga Akbaş

Linkedin linki

https://www.linkedin.com/pulse/foto%C4%9Fraf%C4%B1n-ba%C5%9F%C4%B1na-gelenler-kamburlar-tolga-akba%C5%9F

Tolga Akbas

http//timelapseturkiye.com sayfasının kurucusudur. Video kurgu ve fotoğrafçılıkla uğraşır. tolga_akbas kullanıcı adıyla bobiler.org'de monte yapar. Montelerine http://ostothek.com adresinden, fotoğraflarına http://tolgaakbas.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Halen özel bir televizyonda prodüktörlük yapmakta. Ayrıca İFSAK üyesidir.

Share
Published by
Tolga Akbas

Recent Posts

Time lapse ve Entropi: Zamanın Akışında Karmaşıklık ve Düzenin Dansı

Entropi nedir? Termodinamikte entropi, bir sistemin düzensizlik veya karmaşıklık derecesini ifade eder. Genel olarak, entropi…

2 yıl ago

“Yemezsen Arkandan Ağlar” projesi

BASE 2023’ün co-sponsoru Jumbo, bu yıl BASE işbirliğiyle ikinci kez sanatçıların Jumbo markasını ve ürünlerini…

2 yıl ago

Time lapse sadece 3 karede!

Euro Gıda'nın, İzmir Kemalpaşa'daki ek tesisinin yapım aşamalarını başından sonuna kadar time lapse tekniği ile…

2 yıl ago

Mantar fotoğraflarını sever misiniz?

Bir arkadaşım çok seviyor. Boş vakitlerinde İstanbul'un ormanlarını dolaşarak mantarların ve diğer canlıların fotoğraflarını çekiyor.…

2 yıl ago

Time lapse – İstanbul Havalimanı ve Çevre

İstanbul Havalimanı, İstanbul'un çevresel yapısına sokulmuş bir hançer gibi. Yapıldığı alan %80 orman, %9 göl…

2 yıl ago

Stüdyo ortamında time lapse uygulamaları

Time lapse tekniği sadece doğal ışık altında uygulanmaz. Kapalı mekanlarda, yapay ışık altında, stüdyolarda da…

2 yıl ago